22 Mayıs 2012 Salı

Japon Balığı

Son günlerde fark ettim de ne zaman bir şeyler karalamaya kalksam. Öylesine bir karakter,yaratık gibi bir şeyler... Japon balığından hallice karakterler olduğunu yada buna doğru kaydığını fark ettim. Bende bari çizeyim de neymiş bu kafamdaki Japon balığı diye oturup karaladım. Ben çizim yaparken aşırı sıkılırım. Bir iki üç derken dördüncü çizgide sıkılırım. Çizesim kalmaz. Gayret ettim kalemlerde kuru sulu parmaklarım uyuştu bastırıcam da  renk belli olacak diye. Kendi kendimle cebelleştim. Sonra biraz hoşuma gitti bende karakteri bitirdim. Sonra üzüldüm. Çünkü çocukken beslediğim onlarca japon balığını hatırladım. Bir mucize olsa da geliverseler bana bakışları aynı çizdiğim bu abidik gubidik Japon balığı gibi olurdu. Şuurunu kazanıp ta olanların farkına vara bilmişse o deli gözlere,cesedini tuvalete atmamızla kafasını boru hattı boyunca oraya buraya çarpmasıyla parçalanmış kan içinde o ağzıyla ,ağzı açık öldüğü sırada şişen vücuduyla onlarca ölen balığım karşımda bu şekilde sıralanırlardı... O hesaplaşma anını bile ömrüme yeğlerim... Ölmüş hayvanlarınızı düşünün... Hatırlayın... Aklınızdan çıkarmayın... Hele üzülmemek için bunu hiç yapmayın. Sizin üzüntünüz asla bir can kadar değerli olamaz... Onları hatırlayın ölmelerinin sebebini hatırlayın,onlara yaptığınız yanlışları ve güzel şeyleri hatırlayın. Kafanızı bulandırmaz ferahlatır bunlar... Soru işaretleri bir sürü ünlemden iyidir bırakın pişmanlığınız sizi üzsün, neden yaptım dedirtsin...  Arkalarından düşündürmeyi,hatırlanmayı,anılmayı en çok onlar hak ediyor. Çünkü yüksek ihtimal katili sizsiniz.


Sevgilerle :)))




1 yorum: